designer

designer
atelier...
style etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
style etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15.12.2010

MUSES: I WANT TO BE LIKE THEM WHEN I GROW UP!

Sometimes I come to think: Would it not be lovely, to wake up one morning and find myself at the age of 70, a little calmer, finally settled but still teasing in my ways and keeping my wicked smile...

I have come across brilliant pictures of random mature ladies on the streets, all marvelously dressed up.
It's impossible not to admire those beauties, who stand out, who have much to say, after 50s or even near 100_I want to be like them when(if) I grow up!

Purple bright Marcia_ look at that pose!


98 year-old Rose_cool grandma!



And all the other fun-loving ladies:
Fur and stones, can never shine brighter than this smile o' mine!

A highlight of orange to fit my 70s smile!


Wintercoats do not have to be boring!


------------------------------------------------------------------------------------------------




Bazen düşünüyorum da: Tatlı olmaz mıydı, bir sabah uyanıp kendimi 70 yaşımda bulmak, biraz daha sakince, sonunda oturmuş, durgun fakat hala alaycı tavırlı ve muzip gülümsememi korumaktayken...


Rastgele olgun bayanların sokaklarda fotoğraflarına rastladım, hepsi harika ve hayret verici biçimde giyinmiş.
Bu güzellere hayran kalmamak elde değil, göze çarpan, söyleyecek çok şeyleri olan, 50lerinden sonra hatta 100e yaklaşırken bile_Büyüyünce(büyürsem) ben de onlar gibi olmak istiyorum!


Mor parlak Marcia_şu poza bakın!


98 yaşındaki Rose_cool babaanne!


Ve diğer tüm eğlenceli hanımlar:


Kürk ve taşlar, asla benim bu gülümsememden fazla ışıldayamazlar!


70ler gülüşüme uyması için bir portakal vurgusu!


Kış paltoları hep sıkıcı olmak zorunda değil!

11.09.2010

EXHIBITIONIST: Dice Kayek's Istanbul Contrast

I finally had some time to see two exhibitions at the ıstanbul Modern; Hüseyin Çağlayan's retrospective works and Dice kayek's collection inspired from İstanbul. Hüseyin Çağlayan is a genius allright, nobody can object to that, but I preffer Dice Kayek's style. Their pieces were depicting main symbols of the city; doves, domes, Turkish delight, the Bosphorous, Topkapı Palace, Dolmabahçe, Hagia Sofia, tulips... Each one was a brilliant piece, while keeping their own unique style (one piece short dresses, volume at the shoulders or skirts) sisters have successfully managed to reflect İstanbul spirit into clothing.


                   One dress and one jacket, inspired from domes of İstanbul, by Dice kayek, for 2010.

These are the only two photographs I could take, as photographing is not allowed inside the museum. And while I was trying to look closely at the dresses (the room was so dark it was hard to see anything in detail) the silly guard warned me not to touch anything. I explained him that I was a fashion design student, and did not mean to damage any of the clothes. When he insisted I answered him:"You should have put these behind iron bars, then-if you wish we can also stop looking so that our looks don't damage the fabrics!"

Unbelievable.

"Art" should not be an elite thing starting with a big "A", their job is to attract more and more people into the exhibitions so that art can expand and everyone has a chance to see, and thus respect art.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sonunda İstanbul Modern'deki iki sergiyi gezmek için zaman ayırabildim; Hüseyin Çağlayan'ın retrospektif işleri ve Dice Kayek'in İstanbul'dan esinlenen koleksiyonu. Hüseyin Çağlayan bir dahi evet, buna kimse itiraz edemez, fakat ben Dice Kayek'in stilini tercih ederim. Parçaları şehrin ana sembollerini resmediyordu: kumru, kubbe, lokum, boğaz köprüsü, Topkapı, Dolmabahçe, Aya Sofya, lale... Her biri göz kamaştırıcı parçalardı; bir yandan kendi tarzlarını koruayarak (tek parça kısa elbiseler, omuzlarda ya da eteklerde hacim) kız kardeşler İstanbul ruhunu giysilere yansıtmayı başarmışlardı.


İstanbul kubbelerinden esinlenerek hazırlanmış bir elbise bir ceket, Dice Kayek tarafından 2010 etkinlikleri kapsamında.


Bunlar çekebildiğim iki fotoğraftı, çünkü müze içinde fotoğraf çekmek yasak. üstelik elbiselere yakından bakmaya çalışırken (oda öyle karanlıktı ki herhangi bir detay görebilmek oldukça zordu) aptal güvenlik görevlisi beni hiçbir şeye dokunmamam konusunda uyardı. Ona bir moda tasarımı öğrencisi olduğumu ve giysilerin hiçbirine zarar vermek niyetinde olmadığımı açıkladım. Israr edince şöyle cevap verdim: "Bari demir parmaklıklar arkasına koysaydınız o zaman-dilerseniz bakışlarımız zarar vermesin diye bakmayalım da!" 


İnanılmaz.


"Sanat" büyük " S" ile başlayan elit bir şey olmamalı. Onların görevi sergilere daha çok insan çekmek, ki sanat yayılabilsin ve herkes sanat eserlerini görüp sanata saygı duyabilme şansını elde etsin. 

8.09.2010

MUSES:GABRIELLE BONHEUR "COCO" CHANEL

It's Style that matters:
"I don't like it when people speak about the Chanel fashion-Chanel is, above all, a atyle. Fashion passes, sytle remains."
The tough lady of the fashion arena was totally against fashion itself: rejecting the ornamented womens dresses of her era(1910-20-30s), exaggerated hats adorned with feathers and flowers, being a rebel by nature, she preffered mens sport clothes.




Black&White vs. Color:
"Women think about all the colors, except for the absence of color." she would say in 1926, when she intorduced the world "little black dress". "Black and white, they have it all-their beauty is absolute."
Obvisously her taste for black was formed after her years spent in an orphanage, run by strict nuns. During 1940s, the II. World war, women used to hide themselves in plain dull black dresses, which Coco decide to add white cuffs and collars to give a prettier, stylish look. She never searched for anything dramatic, yet she knew how to create the most dramatic effect using simple rich black and pure empty white.




CC Logo and Marilyn Monroe:After the orphenage years, she began to sing in local nightclubs at the age of 18. Her favorite song, "Who has seen Coco?" (about a missing dog) gave her the nickname "Coco" and later her brand's logo would consist of two C letters. Her classic perfume Chanel No.5 became a 50s icon, after  Marlyn Monroe answered to the question what she wore to bed, as: "Why-Chanel No.5 of course!"





Ideals vs. Love and Lovers wardrobes:
Being a true feminist before any kind of feminism was popular or even known, Coco refused ever to get married. She hated to be called as "Madam", for she never would accept to stay behind any men-and created Chanel by herself. She had some affairs with many high-profiled men of her time. It was through her singing that Coco met millionaire Etienne Balsan, who lifted her into the world of the upper-class, to which she desperately wanted to belong. After meeting people of the elite class, however she despised them and kept on "being herself" despite their humiliating remarks. Wearing her distinctive sytles, (masculine clothing from her lovers wardrobe, adapted to herself) she caught the eye of Athur "Boy" Caple, who was to become the love of her life. It was from Boy that she got inspirations for womens trousers, straw hats, jackets and pyjamas. Though Boy was never faithful to Coco, he never totally parted with her either, even after his marriage to a wealthy aristocratic English woman. His death in a car accident in 1919, was the most devastating event in Coco's life.


------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Önemli olan Stildir:
"İnsanlar Chanel modasından bahsettiklerinde hoşuma gitmiyor. Chanel, hepsinden öte, bir tarzdır. Moda geçer stil kalır." 
Moda meydanının sert ve zor kadını modanın kendisine karşıydı: döneminin (1910-20-30lar) süslü kadın elbiselerini reddederek, tüyler ve çiçeklerle süslü abartılı şapkaları yerine, doğuştan bir asi olarak erkeklerin spor giysilerini tercih etti.


Siyah&Beyaz Renge Karşı:
"Kadınlar her rengi akıllarına getiriyorlar, rengin yokluğu haricinde." diyecekti 1926 yılında, dünyaya "küçük siyah elbise"yi tanıttığı yılda. "Siyah ile beyaz, her şeye sahipler, onların güzelliği saf ve eksiksizdir." Görünüşe göre, siyah zevki, katı rahibelerin yönettiği yetimhanede geçirdiği yıllardan sonra şekillenmiştir. 40'larda, II. Dünya Savaşı yıllarında, kadınlar kendilerini düz sıkıcı siyah elbiseler içinde gizliyorlardı, Coco bunlara beyaz yaka ve manşetler ekleyerek daha sevimli ve şık bir görünüm verdi. asla dramatik şeyler aramıyordu, bununla birlikte basit zengin siyah ile saf ve boş beyazı kullanarak nasıl en dramatik etkiyi yaratacağını biliyordu.


CC Logosu ile Marilyn Monroe:
Yetimhane yıllarının ardından 18 yaşında yerel gece kulüplerinde şarkı söylemeye başladı. En sevdiği şarkı olan "Coco'yu gören var mı?" (kayıp bir köpekle ilgili) ona "Coco" takma adını verdi ve daha sonrasında markasının logosu iki C harfinden oluşacaktı. Klasik parfümü Chanel No.5, Marilyn Monroe yatağa giderken ne giydiği sorusuna "tabi ki Chanel No.5!" diye cevap verdikten sonra 50'lerin ikonu oldu. 


İdealler Aşka karşı ve Sevgililerin Dolapları:
Herhangi bir cins feminizm henüz popülerleşmeden hatta tanınmadan önce gerçek bir feminist olan Coco, hayatı boyunca evlenmeyi reddetti. "madam" diye çağrılmaktan nefret ederdi, çünkü asla hiç bir erkeğin arkasında kalmamış ve Chanel'i kendi başına yaratmıştı. Zamanının pek çok ünlü erkeğiyle ilişkiler yaşadı. Onu umutsuzca dahil olmak istediği üst sınıfa yükselten milyoner Etienne Balsan ile tanışması da şarkı söylemesi aracılığıyla oldu. Bu sınıfın insanlarını tanımasından sonra ise, onları küçümseyerek aşağılayıcı sözlerine rağmen "kendisi olma"ya devam etti. Kendine özgü farklı tarzında giyinirken, (sevgililerinin dolaplarındaki erkeksi giysilerin kendine uyarlanmış hali) hayatının aşkı olacak Arthur "Boy" Caple'ın dikkatini çekti. Kadın pantolonları, hasır şapkalar, ceketler ve pijamalar için ilham aldığı kişi Boy'du. Coco'ya tamamen sadık kalmasa da Boy ondan hiç bir zaman tam olarak ayrılmadı, İngiliz aristokratı zengin bir kadınla evliliğinden sonra bile. Onun 1919'daki bir araba kazasında ölümü Coco'nun hayatındaki en yıkıcı olaydı.